YZE Derneği Başkanı
Bu yazı dizisi; son günlerde yapay zeka (YZ) üzerine yazılan ve paylaşılan yazılarda görülen eksiklikler üzerine hazırlanmıştır. Amacımız; hem akademik çalışmalarla uyumlu hem de politikalara ve sektöre ışık tutacak şekilde yapay zekâ ekosistemini tüm boyutlarıyla incelemek ve en önemlisi ise ülkemizde sağlıklı bir yapay zeka ekosistemine katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Dünya yeni bir teknolojik ve ekonomik kırılmanın eşiğindedir. Buhar makinesi nasıl sanayi devrimini başlattıysa, elektrik nasıl üretim modellerini değiştirdiyse, internet nasıl verilerin yayılmasını, toplanmasını ve analizini kolaylaştırdı ve büyük veri çağını başlattıysa yapay zekâ da ekonomik, sosyal ve stratejik dengeleri yeniden şekillendirmektedir. Ancak yapay zekâ tek başına bir teknoloji değil artık bir ekosistemdir. Bu ekosistemi anlamadan ve kurmadan yapay zekânın bizlere sunduğu fırsatlardan faydalanmak, bundan değer üretmek veya elde etmek, ülkelerin neden yarıştığını ve yatırımlar yaptığının farkında olmak, şirketlerin yüksek maliyetli işler olmasına karşın büyük yatırımlar yapmaya devam ettiğini anlamak, neden bu konunun stratejik olduğunu kavramak, en önemlisi ise gelecek kaygılamızı ciddi ölçüde arttırdığını ve risklerin büyüklüğü öngörmek ve tabii ki geleceğe hazır olmak mümkün değildir.
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde yapay zekâ ekosisteminin ne olduğunu, neden önemli olduğunu ve özellikle "Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ne ifade ettiğini" genel bir çerçevede ele alacağız.
Yapay zekâ ekosistemi kabaca veri, altyapı, algoritma, insan, kurum, politika, ekonomi, güvenlik ve etik gibi bileşenlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıdır. Devletlerin konuya verdiği önem, yaptıkları yatırımlar ve bu teknolojiyi stratejik olarak görmelerinin arkasındaki asıl gerçek ise sunduğu fırsatların ve getirdiği risklerin her zamankinden daha büyük, çığır açıcı aynı zamanda da yıkıcı olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla konu daha kapsamlı olarak ele alınması gereken bir konudur.
Yapay zekâ ekosistem bileşenlerinin belirlenenlerden daha fazla olduğu bir gerçektir. Bu ekosistemi kuranların aslında; "altyapı", "veri", "algoritma", "ince ayar", "araştırma", "hızlı işlemciler", "hızlandırıcılar", "donanım", "yazılım", "nitelikli insan", "eğitim", "araştırma", "girişim", "sermaye", "regülasyon", "standart", "güvenlik", "denetim", "liderlik", "etik", "pazar", "uygulama", "entegrasyon", "işbirliği", "strateji" "politika", "yönetişim", "enerji", "risk yönetimi", "ülke kısıtlamaları" gibi pek çok bileşeni içerisinde barındırmaktadır. İçerisinde; yılların bilimsel birikimi, yatırım, akıl, beklenti, ekonomi, güç, zeka, araştırma, hedef, fırsat, risk gibi önemli unsurlar vardır.
Genel anlamda bir büyük dil modeli ile hizmet verilmesi için aşağıdaki bileşenlerden faydalanılır. Bunun için;
Bu unsurlardan biri eksik olduğunda sistem çalışmaz. Bu nedenle yapay zekâ artık sadece bilgisayar ve yapay zeka mühendislerinin konusu değil; ekonomistlerin, fen bilimcilerin, sosyal bilimcilerin, sağlık bilimcilerinin, politika yapıcıların, sektörlerin, kurumların, ülkelerin kısaca tüm dünyanın konusudur. Bu ekosistemi anlayan, kuran, hizmet veren, geliştiren, işleten, kullanan, yaygınlaştıran, denetleyen, kontrol altında tutan, güvenliğini sağlayan ve en önemlisi ise açık kaynak olarak yayınlayıp modellerini iyileştirenlerindir.
Bugün ülkemizde birçok kurum "yapay zekâ projesi" yaptık, yapıyoruz, hizmet veriyoruz dese de projelerin önemli kısmı pilot aşamada kalmaktadır. Bunun nedeni genellikle ekosistem bakış açısının eksik olmasıdır:
gibi gerekçelerdir. Bunlara ilave olarak; büyük veri dünyasını anlayan yok, sağlık gibi alanlarda dünyanın en fazla verisinin ülkemizde olması büyük bir fırsat iken bunu inovasyona veya teknolojiye dönütüren yok. Kısaca yapay zeka ekosistemini anlayan, önemni kavrayan, uygulayan veya bilen yok. Türkiye'nin kendi dil modellerini şu ana kadar istenilen düzeyde geliştirememesi bunun için verilebilecek (kötü olsa da) en güzel örnektir.
Bugün için dünyada ve ülkemizde yayınlanan raporlar incelendiğinde;
Bu yüzden YZ konusu artık ülkeler için stratejik olduğu kadar uluslararası düzeyde de "bir var olma veya yok olma meselesi" haline gelmiştir.
Türkiye genç nüfusu, güçlü mühendislik eğitimi ve gelişen savunma sanayii ile önemli bir potansiyele sahiptir. Dünyada yapay zeka çalışmaları genel olarak; R&D, sorumlu YZ, Ekonomi, Eğitim, Ayrımcılık, Politika ve Yönetişim, Halkın Düşüncesi ve Altyapı olarak değerlendirilmektedir. Gelişmiş ülkelerin bunu demgeli bir şekilde yürüttükleri görülmektedir. Dünyada 50. sırada olan ülkemizin çalışmalarına bakıldığında, bunun dengeli olmadığı daha çok araştırma ve geliştirme faaliyetleri ve bilimsel yayınlar tarafında olduğu görülmektedir.
Yapay zekâ ekosistemi kapsamlı olarak ele alındığında bazı kritik alanlarda güçlenmesi veya güçlendirilmesi gerekmektedir. Büyük ölçekli veri merkezleri; yerli GPU ve donanım girişimleri; üniversite–sanayi iş birlikleri; yapay zekâ odaklı eğitim reform; ulusal veri stratejisi; Türkçe büyük dil modellerinin geliştirilmesi ve açık kaynak dil modellerinin geliştirilip herkese açılması ve özellikle de üniversite araştırmalarının sanayiye aktarılması, sanayi odaklı projelerin geliştirilmesi, ortak sistem kaynaklarının kullanılması, girişimci ekosisteminin büyütülmesi konusu kritik önemdedir.
Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde yapay zekânın; iş modellerini değiştireceği, meslekleri dönüştüreceği, savunma ve enerji sistemlerinin yeniden tasarlanacağı, eğitim sistemlerini yeniden şekillendireceği, özellikle de 5G teknolojisinin önümüzdeki ay devreye gireceği değerlendirildiğinde "yapay zekâ ekosistemini kurmak veya sahip olmak sadece bir zorunluluk değil aynı zamanda bir dönüşüm, gelişim, adaptasyon veya var-yok olma mücadelesinin omurgasıdır.
Yapay zekâ ekosistemi; algoritmaların ötesinde bir konudur. Veri merkezlerinden üniversitelere, politika yapıcılardan girişimcilere kadar uzanan geniş bir yapıdır. Bu ekosistemi doğru kuran, ayakta tutan, geliştiren ve sonuçta bu güce sahip olan ülkeler yeni ekonomik düzenin liderleri/sahipleri olacaklardır.